Birkaç hafta öncesine kadar üstüne bile binilemeyen, sinirinden sevmek için dahi yanına yaklaşamayacağınız asi bir attı, Namzet. Tâ ki çok uysal bir komşusu olana kadar. Yeni komşusu uysal olunca kısa sürede Namzet de uysal bir at oluverdi.
Tümevarım yaparsak: Hâl bulaşıcıdır, sirâyet eder. İnsan sürekli birlikte olduğu 4-5 kişinin ortalamasıdır. Huy ve özellikleri ya veriyoruz, ya alıyoruz. Bir şeyin bilgisini kitaptan öğrenebiliyoruz ama kendisini sadece ona sahip olandan alabiliyoruz.
Mesela Hz.Pir Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin, Şemsi Tebrizi ile olan yol arkadaşlığı olmasa idi, biz şimdi kendisini nasıl bilirdik? Belki bir Celaleddin Hoca der ve geçerdik. İşte 13. yüzyılda bir Celaleddin Hoca yaşamış. Ama asırlara söz söylemiş her sözü hala tap taze bir Mevlana olmayacaktı. Bugünün de ustaları var ama çıraklığa tahammül gösterecek insanlar azaldılar. Herkes biran önce usta olmak istiyor. Peki ya Türkçe'nin süt dişleriyle konuşan Yunus Emre'nin, Tapduk Emresi olmasaydı şimdi bilinir miydi? "Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez" derken neyi öngörmüştü bu adam? Büyük dedesinin ismini bilmeyen bizler mi diriyiz yoksa onlar mı diri? Evet aşıklar ölmüyor... Hasılı, cömertlerle beraber olunca cömert oluyoruz, mutsuzlarla beraber olunca da mutsuz. Mesela dertli insanlarla beraber olursak bir derdimiz olur belki, hele bir de o dert Allah rızası ise... Çok mu konuştum? Evet. Ama Ramazan iklimi insanı içine eğdiriyor, içine kulak kesiliyor insan. Ah bir de bu kabuğuna çekilme işini kaplumbağalara kaptırmasaydık... ☘️
29 Mayıs 2018 Salı
Hoşgeldin :)
Hoca Ali Rıza (1858 – 1930) İftar Sofrası, 1919.
Gelişiyle memnun, gidişiyle mahzun edene sevgili deniyorsa eğer; Ramazan bize sevgilidir. :) ☘️
31 Ekim 2017 Salı
Yedigöller, Bolu.
Sarıçam, gürgen, kayın, meşe, şimşir, kızılağaç, akçaağaç, titrek kavak ve daha birçoğu mevsimlerin en güzelinde baharı yolcu ediyorlar, biz de hasbelkader şahitlik ediyoruz. Yürüyüş sırasında beden yoruluyor ama ruh dinleniyor, yolculuk insanı terbiye de ediyor. Belki de itiraf etmek lazım, oynamadan, eğip bükmeden, mertçe: Toprakla münasebetimiz azaldıkça, birçok incelikten de uzaklaşıyoruz. Ve bunun gibi şeyler... Hasılı: Hava soğuk, dostluk sıcak. Hele bir de çayın ateşi yandığında, sanki bir şefkatli aile reisi gibi tüm evlatlarını başında toplaması yok mu... "Baba ocağı" kelimesinin nereden çıktığını daha iyi anlamış oluyoruz.
31 Ağustos 2017 Perşembe
İyi Bayramlar!
17 Temmuz 2017 Pazartesi
17.07.2017, Ankara.
Milletimizin ve memleketimizin neye karşılık geldiğini hem gördüğümüz hem de gösterdiğimiz, ihanet kelimesinin yetersiz kaldığı; cesaretin esareti yendiği o gece üzerinden tam 365 gece geçmiş. Söylemiştik, yine söyleyelim: “Allah’ın bu millet üzerinde bir muradı var”
15.07.2017, Ankara.
3 Temmuz 2017 Pazartesi
Mülteciler Hakkında:
Twitter'da açılan #SuriyelilerEvineDönsün tagine ilişkin bir şeyler söylemek isterim.
Bazı hususlarda yazı yazmak, en kolayı. Zoru ise yaşamak, hiç şüphesiz... Hala yüzyıllar önce yapılan iyiliklerin gölgesinde yaşadığımız bugünlerde, gelecek nesillerin bizlerle de gurur duyacağı iyilikleri, incelikleri yapma borcumuz olduğuna inanıyorum. Hayat tarlasında güzellik biçmek için iyilik tohumları ekmek gerek. Geçmişte ekilen tohumlara bakalım, ne vermiş ? Yarın da bizim tohumlarımız yeşerecek. Mültecilerle aynı şehirde yaşamak çok somut zorluklar getiriyor, doğru. Misafirliğin kısa olanı makbuldür, doğru. Sınır bölgelerinde ve mülteci kamplarında çok vakit geçirmiş, askerliğini Suriye sınırında yapmış bir genç olarak söylüyorum, Millet olarak bu ulvi ama ağır bedeli ödüyoruz. Ama unutmayalım, öyle anlar vardır ki, tarihin kırılma anları ve durduğunuz yer açık - net olmalıdır. Mülteci politikasından rahatsız mısınız ? Hakkınızdır, olabilirsiniz. Fakat o halde çıkın ve bunun alternatifini söyleyin. Milyonlarca insana biz milletçe bu inceliği göstermeseydik bu insanlar şuanda yaşamıyorlardı. Robert D.Kaplan gibi coğrafyayı tam anlamıyla kader olarak görmesem de, Türkiye özelinde coğrafyanın yüklediği devasa sorumluluklar var. Biz Latin Amerika gibi uzak bir kavim değiliz. Tüm tarih bu havzada şekilleniyor, gözümüzü kapatıp tarihin arkasından koşamayız, içinde yürümekle hatta önünde gitmekle mükellefiz. En nihayetinde tüm yaşananların bir sınav olduğuna ve ileride geriye doğru bakıldığında herkesin bu sınavdaki performansıyla anılacağına inanıyorum. Mülteci politikası için 3 kriter nazarımda belirleyicidir: 1) İnsanlığın vicdanı açısından doğru yerde durmak 2) Tarihin akışı açısından doğru yerde durmak 3) Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin stratejik çıkarları açısından doğru yerde durmak.
Unutmayalım, Hüdavendigar Hz.Pir Mevlana Celaleddin-i Rumi de bir mülteciydi, Moğolların zulmünden kaçıyordu. Bu minvalde; Çerkezler, Kürtler, Arnavutlar, Makedonlar... Hepsi ne zaman bir zulümle karşılaşsalar başlarını müşfik ve muktedir güzel ülkemize çevirdiler. Şimdi ağzından çıkanları gönlünde tartabilen herhangi birine "Türkiye'de kaç Boşnak var?" deseniz, size hiç düşünmeden 75 milyon diyecektir.
Son sözü Hikem-i Ataiiyye'nin şu muhteşem öğüdü ile söyleyelim:
"İki iş hakkında kafan karışırsa hangisinin nefsine daha ağır geldiğine bak. Çünkü hayır oradadır."
22 Nisan 2017 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














